Uzaklardan memleketi izlemek zor oluyor.
Ya da ben yaşlanıyorum. Artık söylenenlere pek bir anlam veremiyorum.
Veya cennet vatanımda genel bir cinnet havası hakim.
Belki de hepsi birden.
İnternetten izleyebildiğim kadarıyla PKK bir askeri birliği epeyce kalabalık bir biçimde basmış. 11 askerimiz şehit!
Bu konu büyük büyük insanların söylediklerinden anlayabildiklerimden şunları öğrendim:
1. Elinde silah öldürmek kastıyla kuduz havhav misali saldırırken ölenle, kendini savunurken ölenin durumu “aynı ölçüde” trajiktir. Yani saldıranla ölen, aynı oranda mazlumdur. Burada zalim olan kimdir artık orasına siz karar verin. Buradan çıkarılacak sonuç, cinayet işlerseniz ortalıkta kurban sizmişsiniz gibi tafra atabilirsiniz.
2. “Ben bu vatanın bir parçasıyım. Bu vatanın kurucularından biri de benim” diyebilmek için vatanın askerlerine, tesislerine, insanlarına, hayvanlarna saldırmak gerekir. Yoksa sizin vatanın kurucu unsuru olduğunuz nereden anlaşılacak?
3. Hapse düşmek, mahkum olmak, çetenizi yönetmenizi engellemez. Türkiye’ o kadar demokratik bir ülkedir ki, hapishanelerden röportaj vermek, örgüt yönetmek, görevden almak, eylem talimatı vermek bile serbesttir. (Yalnız burada halen anlayamadığım bir husus var, madem Öcalan’ın bu kadar geniş hakları var; Kürt sorununu enine boyuna tartıştıran programlara neden Öcalan davet edilmiyor? Tamam belki İmralı’dan çıkıp stüdyoya gelmesi zor olabilir. Ama İmralı’ya kurulacak bir canlı yayın sistemi ile sorunu kamuoyu önünde tartışabilir. Yani bunu da bir an önce hayata geçirmek gerek. Yoksa Öcalan yargıya başvurup bu hakkını da alır, morarırsınız. Ferhan Cafe’den uyarması!).
4. Sınırlarımızı koruyamamamızdan sınırın çiziminde rol alan İngilizler, tabiat şartları, kar fırtınası, PKK’yı besleyen Kuzey Irak’takiler, istihbarat vermeyen Amerika, İsrailliler, düşman ülkeler, sınırda uçuşan kargalar, esen rüzgarlar, hava ve yol durumu…. hülasa biz hariç herkes kusurlu.
Bir tek biz pir-ü pakız.
Kusursuzuz.
5. Aslında teröristler bazı ülkelerin taşeronluğunu yapıyorlar. Ama başarılı bir şekilde açılım yaparsak, o taşeronlar bu teröristleri kullanmaktan vazgeçecekler.
6. Bu teröristler sınırdan sızıyorlar. Onun için mayınlı arazilerin mayınlarını temizleyelim de teröristler sızarken fazla uğraşmasınlar. Arada telef oluyorlardır. Nasıl olsa sınırlarımızı biz doğru dürüst koruyamıyoruz.
Temizlediğimiz mayınlı arazide organik tarım yapacağız. Çünkü sızan teröristler doğru dürüst beslenemiyorlardır. Hormonlu yiyeceklerine organik besinler yesinler.
Onlar da bu vatanın evladı.
7. Terörü bitirmenin yolu bölgede ekonomik canlılığın sağlanmasıdır. Teröristler ellerinde silahlar, bombalarla herşeyi tahrip etmeye çalışırken bölgeye fabrika kurar, iş makineleri gönderir, yol, su ve elektrik hizmetleri yaparsanız; tamam bir kaç yüz milyar dolar ve bir kaç on bin insan kaybedebilirsiniz, ama teröristler şakkadanak silahları bırakır. Barış ve huzur ortamı gelir. Tıpkı Bask bölgesinde olduğu gibi…
8. Mümtaz bir er kardeşimizin yorumlarını okuduktan sonra şunu da ekleyeyim; şehit cenazeleri üzerinden oy hesabı yapanlar varmış. PKK ile savaşırken şehit olanlara sahip çıkanlar, şehit cenazeleri üzerinden oy hesabı yapan kişiler oluoyrlarmış. O vakit ne yapmalı? Bu şehitlere sahip çıkılmamalı! Hatta şehitler “ne demeye durup dururken şehit oluyorlar da bize iş çıkarıyorlar” diye suçlanmalı. Sık sık ”ölen ölür kalan sağlar bizimdir” şarkıları söylenmeli. Yok siz başka türlü davranıyorsanız, şehit cenazeleri üzerinden oy hesabı yapmış olursunuz.
Mühim Not: Bu şehitler PKK ile savaşırken ölenlerden değil de, başka bir ülkeye yardım götürürken bir terörist devlet tarafından öldürülenlerden iseler, o zaman onlara sahip çıkmakta bir beis bulunmamaktadır. Bu şehitler üzerinden oy hesabı yapma kapsamında mütalaa edilemez!
Diyorum ya. Anlamıyorum ben bütün bunları.
Yaşlanıyorum zahir!
Aslında terörü ne açılımla, ne ekonomomik kalkınmayla, ne bölünmeyle çözebilirsiniz.
Terörü çözmenin tek yolu var.
Terör yapanların yaptıklarının yanlarına kar kalmayacağını, yaptıklarının mutlaka fitil fitil burunlarından getirileceğini anlamaları.
Teröristlerle masaya oturursanız, elinizde hangi pazarlık gücünüz olacak yoksa?
“-Beceremediniz bizimle mücadeleyi, oturdunuz masaya” deyip sizin verebileceğiniz 10 mislini neden istemesinler?
Dolayısıyla açılım için de ön şart terörü bitirmek.
Yani çağdaş bir devlet olmak.
İnsanların ölmemesi için…