NİCE MİLENYUMLARA!!!
Ekim 2009 için Arşiv
CUMHURİYETİMİZ 86 YAŞINDA!
Cuma, 30 Ekim 200927 EKİM TÜRKMENİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞININ 18. YILDÖNÜMÜ!
Cuma, 30 Ekim 2009Özlü Sözler
Perşembe, 29 Ekim 2009Hayatımızın ilk yarısını anne babamız mahvetti, ikinci yarısını da çocuklarımız!
Clarence Darrow
AŞK-I MEMNU’DAKİ ŞİİR
Perşembe, 29 Ekim 2009
Aşk-ı Memnu dizisindeki ileri yaştaki koca rolünü oynayan arkadaşımız, bir Ümit Yaşar Oğuzcan şiiri okumuş.
Pek de güzel okumuş o ayrı.
Youtube’dan bu şiiri dinleyebilirsiniz.
Ümit Yaşar Oğuzcan, yakın tarihimizin büyük şairlerindendir. Kendisisnin akıllarda kalmış bir çok şiiri vardır. Mesela Ayten, mesela Hatırlama.
Ben bu şiirini işitmemiştim.
Diyor ki şiirinde Oğuzcan:
Ben güzel gözlü kadınları severim
Birde küçük ayaklı,
Uzun boyunlu (daha fazla…)
OLDU OLACAK YENİ ANAYASAYA ŞU MADDELERİ DE KOYALIM!
Cuma, 23 Ekim 2009Madde 1: Türkiye Cumhuriyeti ülkesiyle, milletiyle bölünebilir bir bütündür. Hatta bütün falan da değildir. Bölmek isteyen bölsün kardeşim. Size ne?
Madde 2: Az miktarda terör yasaktır.
Öte yandan çok miktarda terör, aralarında bebeklerin, çocukların, annelerin, hamile kadınların da bulunması kaydıyla çok sayıda insafsız cinayet işlenmesi ve bu kabil cinayetlere övgüler düzülmesi serbesttir!
Madde 3: Vatan için şehit olmak suçtur!
Bu suçu işleyenler, en ağır şekilde cezalandırılır.
Madde 4: Bir çok masum yurttaşın ve çoluk çocuğun bulunduğu yerlerde kendi üzerine bağladığı bombaları patlatanlara “kahraman” ünvanı verilir.
Ayrıca bu gibi kişilerin isimlerin mahalle, yol, istasyon gibi kamusal alanlara verilmesi şarttır!
Madde 5: Türkiye’de bulunan çeşitli etnik grupların arasında Türkler bulunmamaktadır.
“O zaman ne demeye Türkiye adını verdik ki bu ülkeye?” gibi abuk sourlar soranların ağızlarına önce biber sürülecek, ardından da bantlanacaktır.
Madde 6: Terör eylemleri sonucu öldürülen bebekler default olaraktan suçludurlar!
Ölmesinler kardeşim! Biz “öl” mü dedik?
Madde 7: Terör örgütü liderliği suçu mahkumlarının isimleri “Sayın” sıfatı konulmadan ağza alınamaz.
Madde 8: Teröristler yurda girdikleri andan itibaren “demokrasi kahramanı” ünvanını alırlar ve büyük törenlerle karşılanırlar.
Bebek de öldürseler, masum insanları da katletseler, hatta ne yaparlarsa yapsınlar bir kısım halkın desteğini alanların “terörist” niteliği düşer.
Onun yerine “gerilla”, “savaşçı” gibi nitelikler kullanılır!
Madde 9: Terör örgütü liderliğinden mahkum olanlar, cezalarını Dolmabahçe Sarayı’nda Padişah odasında çekerler. Lidere hizmet etmek üzere yeterli sayıda aşçı, uşak, hizmetçi, basın danışmanı ve harem dairesinin tahsis edilmesi, devletin en temel görevlerindendir!
İNTERNETTE DELİ DANALAR GİBİ DÖNÜP DURAN FIKRALAR
Perşembe, 22 Ekim 2009
Hoca komşudan kazanını istemiş.Eski kazanı biraz hor kullandığından, İade ederken yanında küçük bir kazan daha götürmüş. Komşusuna da:
- Komşu, senin kazan doğurdu! demiş.
Komşu hor kullanılan kazana bakmış:
- Tabii doğurur, nasıl doğurmasın? Kazanı ….mışsınız!
demiş.
Temel işe gitmek üzere tam evden çıkarken Fadime der ki:
“- Ula Temel şu kuziyi kes da akşama sana bi güzel yemek yapayim”
Temel sorar
- ”Niye ki Fadime”?
Fadime
- ‘E bugün evliliğimuzun onuncu senesidur” deyince Temel dayanamaz:
- “Fadime kuzinun ne suçu var? O benum hatam idi.”
Adamın biri elinde büyük bir bıçakla camiye dalar ve yüksek sesle Cemaate sorar:
-Aranızda müslüman kimse var mı ?
Korkudan kimse sesini çıkarmaz. Bir müddet sonra yaşlı bir adam ayağa kalkar ve
“- Ben müslümanım ulan! Ne olacak?” der.
“- Gelsene bi dışarı!”
Bıçaklı adamla yaşlı adam camiden çıkarlar.
Bıçaklı adam dışarıda ki inek (daha fazla…)
KARŞIYAKA MEZARLIĞI SAKİNLERİ
Perşembe, 15 Ekim 2009Ankara Karşıyaka Mezarlığı sakinleri sanırım 40-50 bini bulmuştur.
“Sakin” kelimesini en çok onlar hakediyorlar.
Sakin sakin yatıyorlar.
Onların arasında sevgili babacığım ve anneanneciğim de var.
O çok sevdiklerimin mezarlarını ziyaret edip mezar başında salya sümük ağlama faslından sonra dönüşte, diğer mezarlar üzerinde tetkikler yapmışımdır.
Bizim merhumlar pek şöhretli kişiler olmadığından olsa gerek, kenar mahallelerde yatıyorlar.
Ana cadde üzerinde ise tanınmış şahsiyetlere rastlaşıyorsunuz: Necip Hablemitoğlu, Mehmet Ali Kışlalı gibi şahsiyetler, babama nisbeten yakın yerlerdeki ana caddelerde ikamet ediyorlar.
Kartviziti kalabalık olanların mezarlarında ünvanları da yer alıyor: Yargıtay Başsavcısı bilmem kim… Emekli Topçu Albay falanca! Cumhuriyet savcısı feşmekanca gibi…
Yahu mezarlıkta kim ne yapsın senin ünvanını?
Bundan 30 yıl sonra senin mezarın ve mezar taşın halen orada duruyor olacak. Ama belki Albaylık, Savcılık, Yargıtay gibi sözlerin bir anlamı kalmayacak memlekette.
Bugün bir mezar taşında “Mirliva Hüsamettin” yazısını görünce biz ne anlıyoruz?
Ben bu mezarın epeyce eski olduğunu ve merhumun bir vakitler askerlik yaptığını anlıyorum.
Belki senin ünvanın da öyle kalacak!
Öteki tarafta VIP salonu mu var da bunların yakınları (daha fazla…)
OBAMA NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜNÜ ALDI!
Cumartesi, 10 Ekim 2009
ABD Başkanı Hüsamettin Burak Obama’ya Nobel barış ödülü verildi.
Bu ödüle layık görüldüğünü kendisine ileten Özel Kalem Müdürü ile Başkan’ın arasında şöyle bir konuşma geçti:
- Başkanım, Başkanım
- Ney?
- Size bir müjdem var!
- Ne oldu? Taliban toplu halde intihar etmeye mi karar vermiş?
- Hayır başkanım daha iyisi…
- Usama 1000 Ladin “Ben artık teslim olup kendimi Obama’nın müşfik kollarına bırakıyorum” demiş olabilir mi?
- Yok artık daha neler!
- Güney Kore kapitalizme geçmeye karar verdi de kapılarını ilk ABD’li işadamlarına mı açacak yoksa?
- Ne alakası var efendim! Bunlardan çok daha iyisi var! Sıkı durun! Siz çok önemli bir ödüle layık görüldünüz!
- Silah üreticileri sanayicileri liyakat ödülü mü?
- Hayır!
- Mezarcılar birliğinin “şükran ödülü” (daha fazla…)
ÜÇÜNCÜ KÖPRÜYÜ BİRAZ GENİŞ YAPALIM!
Perşembe, 01 Ekim 2009
Sonunda İstanbul Boğazı’na üçüncü köprünün yapılması için düğmeye basıldı.
1970′li yıllarda birinci köprü yapılırken, bir çok kişi karşı çıkmıştı.
İkinci köprü yapılırken, “sattırmam sattırmam” diyen Büyük Devlet Adamı Necdet Calp’ı yaşı uygun olanlar hatırlar.
Şimdi üçüncüsü yapılıyormuş.
Sonra sırasıyla dördüncü, beşinci, altıncı derken, 50-60 yıl sonra boğazın üzerinde köprüden su görünmeyecek.
Böylece Montreux Boğazlar Sözleşmesi’ne de ihtiyaç kalmayacak.
Boğaz yoksa MBS de yok!
Böylece Türkiye boğazlar üzerinde kesin hakimiyetini ilan edecek!
Boğazlardan sadece denizaltılar geçebilecek.
Öyle yüksek yüksek direkli ya da bacalı gemiler bir yana, köprülerin oluşturduğu karanlıktan korkan balıkçı takaları ve zodyak botlar bile denize çıkamayacak.
Yalnız -Allah korusun” bir savaşta bombardıman uçakları İstanbul semalarına gelirlerse, o köprüler birer karton köprü gibi gider.
Zaten İran uzun uzun menzilli füzeler almış.
Köprüleri teker teker götürür Mazallah!
Acaba köprü yerine -daha pahalı da olsa- tüp geçitler daha iyi olmaz mı?
En iyisi biz gene köprü yapalım.
Hatta erken kalkan köprü yapmasın diye bir köprü yapalım ama 50 şerit gidiş, 50 şerit geliş (daha fazla…)

