Eylül 2009 için Arşiv

HİTLER Mİ? HİTLERİYE Mİ?

Pazartesi, 28 Eylül 2009

adsız

Hitler’e ait olduğu öne sürülen kafatasının bir kadına ait olduğu anlaşıldı.

Şimdi bilim, sanat ve siyaset  dünyası harıl harıl bu duruma nasıl bir açıklama getireceğini tartışıyor!

Ruslar, II. Dünya Savaşı’nın sonunda  Hitler’i saklandığı sığınakta intihar etmiş bir halde bulmuşlar.

Sonra da galiba hatıra olsun diye kafasını kesip Devlet Arşivine koymuşlar.

(Ne arşivmiş be… Kafataslarının yanında başka neler var acaba? Bir dolu ceset parçası olsa gerek. Kol, çene, parmak, el ayak! Allah bilir pis pis de kokuyordur. Bekçisi ve sair personel nasıl çalışıyor olabilir ki bunca koku ve korkunç görüntünün arasında?  Kimbilir; belki bütün arşivciler, burnu koku almaz sadistlerden müteşekkildir. Başka türlüsü olmaz anacığım!).

Bu durumun nasıl olup da olduğunu FCIA’ya (Ferhan Cafe Intelligence Agency) araştırttık.

Ajanlarımız üç farklı açıklama getirdiler.

Bunları aşağıda sunuyoruz!

1.Ajan XYC-115′in raporu:

 Hitler aslında ölmedi.

Sığınaktan  tüydü.

Yağmur Atsız’dan alınan bilgilere göre de Nihal Atsız’ın evinde, bodrum katındaki gizli bir bölmede saklandı. (İnanmayan Yağmur Atsız’ın her 65 yılda bir düzenli olarak yazdığı kitaplardan birinde -hangisinde tam hatırlamıyorum- bu hikayenin tamamını okuyabilir. Arslan Türk polisi bu istihbaratı almış, gelip Nihal Atsız’ın evinde Hitler’i koyuk-köşe aramışlar ama bulamamışlar. Buradan Yağmur Atsız’a sesleniyoruz! Nerede saklamıştınız, n’oolur açıklayın! Bakın valla hiç kimseye söylemiiy’ceem!).

Hitler’in sığınağını basan Ruslar bakmışlar ki Hitler yok!  Sevimli komutanları da “Hitler’i bulamadık” derlerse kendilerini kimi uzantılarından çamaşır misali ağaca asıp 20 yıl da sergileyecek! Ne yapsın fukaralar? Hitler yerine ona çay kahve getiren, masaları silip toz alan  Helga Teyze’yi vurmuşlar.  Komutanlarına  “Aha bu yaşlı karı kellesi  Hitler’dir gom’tanım!” demişler. 

Gomtan, Hitler’i tanıyor ve bu kellenin ona ait olmadığını biliyor olmasına rağmenBizim beceriksiz askerler Hitler yerine çaycısının kellesini getirmiş deyip de General tarafından  hadım edilme riskini göze alamadığından Tuğgeneral’i, o da benzeri bir gerekçeyle  Genelkurmay Başkanı’nı kandırmış.

Bereket Stalin çok ince ruhlu, narin, rakik, melek yüzlü  ve kan görünce dayanamayıp bayılan bir kişiliğe sahipmiş de “Getirin şu kelleyi ben de bi teşhis edeyim” diye tutturmamış! (ibid. “Tutturamazsan tuttururlar gülüm“; Alkan, Banu)

2. Ajan XYC-116′nın raporu:

Sığınağı basan Rus askerleri, mühtehir Hitler’in kellesini kesip götürmüşler.

Ama espritüel bir Rus arşivist, Hitler’in kafatasını arşivdeki kutusundan araklamış, yerine mezarlıktan (daha fazla…)

AFİYET OLSUN AVUSTRALYA!

Pazartesi, 28 Eylül 2009

img027İçkicilik konusunda dünya zirvelerinden biri de muhtemelen  Avustralya’dır.

Sırtına bir kasa bira yüklenmiş gençleri her köşe başında görmek mümkündür.

Ellerinde kese kağıdı içinde şarapla gezen bir içim su kızlar, yakışıklı erkekler, gündüz vakti kafayı bulmuş halde sanal bir sinüzoidal hat üzerinde yürüyen (ya da moonwalk dansı yapan tip)lere her zaman rastlayabilirsiniz.

Adım başı duvar diplerinde yarı boş bira, şarap ve diğer müskirat şişeleri bulunur.

Çevrecilik olsun diye ayrı kutularda muhafaze edilen cam atıkların % 100′ü, boş alkol şişelerinden müteşekkildir.

Geçenlerde Bondi Junction namıyla maruf Kızılayımsı semtte,  bir duvar dibinde sessizce bekleşen bir viski şişesine rastladım.

Şişenin yarısı içilmişti en fazla. Öbür yarısı duruyordu.

Çok kaliteli bir (daha fazla…)

AY YÜZEYİNDE SU BULUNDU!

Perşembe, 24 Eylül 2009

İyice arasınlar. Suyun yanında rakı da var mı diye…

Suyun yanında rakı da bulurlarsa, hep birlikte astronot olmaya koşacağız!

HAFTANIN KLİBİ

Cuma, 18 Eylül 2009

Haftanın klibi olarak bu hafta işte bu klibi seçtik.

İşte bu” yazan yeri tıklayınız.

Güle güle seyrediniz.

YAV MADEM AÇILMAYA BAŞLADIK, ŞU AB İŞİNE DE BİR EL ATALIM!

Salı, 08 Eylül 2009

balikAB de AB” diye ter ter tepiniyoruz.

Durmadan açılım üstüne açılım yapıyoruz.

Bence fazla kasmamak gerek.

Nedir bu AB’nin istediği?

Uzun vadede Avrupa Birleşik Devletleri olmayacak mıydı bunlar?

Var zaten bir ABD!

Biz gidip o AB’nin bir D’si olalım.

Hem böylece neler neler kazanacağız bakın!

1. Sarkozy ile MerkelUlan biz ne halt ettik de ABD ile komşu olduk” diye fena bozulacaklar.

2. YunanistanEyvah Türkler geliyor” sendromunu “Amanın (daha fazla…)

İSTENMEYEN TÜYLERDEN ACISIZ KURTULMANIN YOLU

Salı, 08 Eylül 2009

istenmeyen tüylerden kurtulmanın aslında bir çok yolu var.

Ama çoğunlukla tatsız tuzsuz, hatta biraz da acı verici yollar bunlar.

İstenmeyen tüylerden kurtulma konusunda tarihin kaydettiği en gözde yöntemler, jilet ve ağdadır.

“Anneciğiiiimm” diye ciyaklamaktan hoşlanıyorsanız, buyrun deneyin!

Gerçi şimdilerde laser epilasyon denilen yöntem de var.

Ama bu yöntem için hem biraz acı çekmeyi, hem de bir çuval parayı gözden çıkarmanız gerekiyor.

Sonuçta istenmeyen tüylerden kolaylıkla kurtulmanın tarihte bilinen en kolay yolunu Ferhan Cafe size iletiyor.

Hem de çok ekonomik ve acısız bir şekilde.

Bu yöntemi harfiyen uygulayın, bakın.

İnanın bana, bir tek istenmeyen tüyünüz bile kalmayacak!

Hem de en küçük bir acı çekmeden!

Yapmanız gereken tek şey, aşağıdaki uygulama basamaklarını tek tek takip etmek:

1. İstenmeyen tüylerinizin bulunduğu bölgeleri bir kağıda yazın.

2. Sonra kendi kendinizi, bu bölgelerdeki tüylerin ne kadar size yakıştığına ikna edin.

3. İkna süreci, “Bu tüylerim olmadan ben yaşayamam! Canım tüylerim benim!” noktasına kadar gelsin.

4. Böylece bütün tüylerinizi sevmeye ve istemeye başladınız.

5. Yani bir tek istenmeyen tüyünüz bile kalmadı.

6. Ama gene de kaldıysa, ikinci maddeden itibaren uygulamaya yeniden başlayın.

Böylelikle yok epilasyondu, yok ağdaydı, yok kıl, yok tüy.. Bütün bu dertlerden kurduldunuz.

Bir şey değil!